Kuleli otel mi olacak? 15 Ağustos 2014, 09:53

Maliye Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ait Hazine arazilerini yeni imar planıyla otel, iş merkezi veya toplu konut alanı olarak satmaya hazırlanıyor. Tarihi Kuleli Askeri Lisesi arazisinin oteller zinciri olan bir firmaya satıldığı da iddialar arasında

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı’nın 2011'den beri yürüttüğü çalışma ile askeri alanların şehir dışına taşınması ve boşalacak arazilerin özelleştirilerek imara açılması hayata geçmeye başladı. Çoğunluğu orman ve yeşil alan statüsündeki askeri alanların imara açılması ve betonlaşması şehir merkezlerindeki yeşil alanları daha da azaltacağı gibi şehrin ekolojik yapısını ve iklim dengesini bozacak.

Milli Savunma Bakanlığı’nın şehir merkezindeki kışlaları kent dışına taşınmasıyla ilgili çalışma yürüttüğünü duyurmasının ardından, Maliye Bakanlığı da Hazineye ait olan bu alanları imara açmak ve özelleştirmek için kolları sıvadı.

AKP hükümeti, 2011 yılında Maliye Bakanlığı'na, Bakanlık Teşkilatı Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Hazine arazileri üzerinde Bakanlar Kurulu'nun belirlediği projeler için imar yetkisi verdi.

İMAR YETKİSİ MALİYE'DE


Bu maddeye göre Maliye Bakanlığı Hazine arazileri üzerinde imar yetkisi aldı. Buna göre Maliye, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazları farklı projeler için değerlendirebilecek. Plan değişikliklerini belediyeler 3 ay içinde onaylamazsa planlar Milli Emlak tarafından re’sen onaylanacak. Özetle Maliye Bakanlığı, Kanun Hükmünde Kararnameye uygun şekilde Hazine’ye ait arsa ve araziler üzerinde projeler üreterek yeni konsepti belirleyecek. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da, bu konsepte uygun bir uygulama planı hazırlayacak ve arsa ve arazi daha sonra satışa çıkarılacak. Bu karar ilk olarak askeri araziler için uygulanmaya başlandı.

537 bin 917 hektar alana sahip olan İstanbul’da, toplam 21 bin 410 hektar Askeri Alan ve Askeri Güvenlik Bölgesi bulunuyor. Hazineye kayıtlı olan fakat kullanım için TSK’ye tahsis edilmiş bu alanlar boşalırsa araziler tekrar Hazine’ye dönecek. Araziler, hazırlanacak protokollerle bakanlık ve belediyelere tahsis edilebilecek. Daha sonra yapılacak değişiklikle imara açılarak özelleştirilmesi bekleniyor.

DEĞİŞ TOKUŞ

Bunun en son örneği Marmara Üniversitesi, Maliye ve Savunma Bakanlığı arasında yaşandı. Maltepe'ye taşınacak Marmara Üniversitesi'nin Nişantaşı, Validebağ, Halkalı, Bahçelievler gibi İstanbul'un her iki yakasında yer alan ve emlak değeri yüksek semtlerindeki 14 kampüsünden boşalan toplamda 618 bin metrekare arazisinin TOKİ eliyle satılacağı, karşılığında üniversiteye Maltepe’deki Kenan Evren kışlası verileceği de iddialar arasında.


'İNŞAAT FİRMASINA VERİLDİ' İDDİASI


Bir başka iddia da, Tuzla Piyade Okulu'nun Polatlı Acıkır bölgesine taşınacağı ve 1.700 hektarlık arazinin AKP'ye yakınlığıyla bilinen bir inşaat firmasına verileceği, bunun karşılığında inşaat firmasına Polatlı’da okul yaptırılacağı şeklinde. Bilindiği gibi, Tuzla Piyade Okulu, Tuzla’da deniz doldurularak yapılan devasa büyüklükteki marina ile aynı koyda bulunuyor.

KULELİ'NİN KADERİ

En önemli iddialardan biri de Kandilli’deki Kuleli Askeri Lisesi binasının ünlü, oteller zinciri olan bir firmaya satıldığı iddiası. Kuleli Askeri Lisesi binası 2011'de satıldığı, fakat liseye yer bulunamadığı için alıcı firmayla 5 senelik kira kontratı yapıldığı ileri sürülüyor. Şu anda “kiracı“ konumunda olan lisenin 2016 yılında şimdiki yerinden ayrılarak yeni yerine taşınacağı da gelen haberler arasında.

İstanbul’da askeri alanların boşaldıktan sonra imara açılması örneği Sarıyer’deki Zekeriyaköy’de yaşandı. 2010'da hava füze üssü olarak kullanılan 500 dönümlük yeşil alan boşaldıktan sonra, bölgede yapılaşma yokken, çok katlı bloklar, AVM'ler, rezidanslar kurularak yapılaşmaya açıldı.

Derya Derviş
Aydınlık


Yorumlar

Tuna şirin :

Ya ben diyorum bizi vatadaşlıktan çıkartsın ülkede onun olsun ya verin gitsin ınlada rahat etsin bizde

MSS :

i̇stanbulular, türk milleti bir araya gelip gücünü göstermedikçe istedikleri her şeyi satarlar da yıkarlar da. dizi ve magazin izlemek, alışveriş yapıp tatilde gezmek meydanlara çıkıp hakkını aramaktan daha rahat. dolar da yükselmiyor, uyuşturucu gibi azar azar öldürdükçe kimsenin kılı kıpırdamaz.

Olgun :

yakmak için ateş almadı heralde boğaz kenarı eser ya...

Ataturk1 :

halkimiz, akp'nin satis planlarinin farkindadir, ulkesine sahip cikacaktir. gercekler oylara yanimazsa gercekler sokaklara yansir, gerceklerin ortaya cikmasini yuce allah destekler ve bunu hic bir kul durduramaz!

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar

Umut ve çözüm nerede 15 Ağustos 2014, 09:19

Dünkü Aydınlık'ın birinci sayfasında iki tür haber vardı. Birincisi, halk hareketi.

İkincisi, kurulu sistemin partileri içindeki çekişmeler.

ÖNCELİĞİ DOĞRU SAPTAMAK


Aydınlık, yerinde olarak Yatağan işçilerinin mücadelesini ve Gaziantep'te Suriye savaşına karşı eylemleri öne çıkarıyor. AKP ve CHP içindeki çelişmeleri ise ikincil önemde görüyor.

Önceliğin doğru saptanması, aslında bir strateji sorunudur. Bu açıdan Cumhuriyet güçleri içinde iki eğilim göze çarpıyor.

Bir eğilim, umudunu AKP ve CHP içindeki çatışmalara bağlamıştır. Beklentileri şöyledir: Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül çekişmesi büyüyecek ve Cumhuriyet güçlerinin önü açılacak. CHP içindeki çelişmeler ise yeni örgütsel çözümler getirecek.

Aydınlık, Tayyip Erdoğan iktidarının halkla yıkılacağını görüyor. CHP içindeki çelişmelerden Türkiye'yi kurtaracak bir örgütsel çözüm beklemiyor.

PROGRAMI DOĞRU SAPTAMAK


Bu iki eğilim, arasındaki fark, aynı zamanda bir program farkıdır.

Sistem içindeki çelişmelere bel bağlayanlar, sistemin Turgut Özallardan beri uygulanan Dünya Ekonomisiyle Bütünleşme programını tartışmıyorlar.

Halk hareketine dayanarak Millî Hükümet kurma mücadelesi verenler ise, Millî Direnme Ekonomisi ya da Karma Ekonomi diyebileceğimiz programı savunuyorlar.

UMUDU DOĞRU SAPTAMAK


Tayyip Erdoğan iktidarını kim yıkacak, Türkiye'nin önündeki soru budur. Eğer umut Abdullah Gül ise, Fethullah Gülen müttefik oluyor. ABD ise bu senaryonun olası patronudur. Halk açısından burada hiçbir umut yoktur. Kaldı ki, bu beklenti gerçekçi değildir.

BÜYÜK ÇÖZÜME DOĞRU

Türkiye, bir düzen değişikliğinin eşiğindedir. Dünya Ekonomisiyle Bütünleşme programının sonuna gelinmiştir. ABD'nin yönetim çekirdeği olan CFR üyelerinden Daniel Pipes, Tayyip Erdoğan ekonomisinin manzarası için "korkunç" saptamasında bulunuyor. Bu haberi de dünkü Aydınlık'ın başlık üstünden okuyoruz. Bölgemiz ülkelerini bölme girişimi de bozguna uğramıştır. "Kürdistan" dedikleri İkinci İsrail projesi artık bir hayaldir.

Türkiye, bu iki nedenle Büyük Çözümün arifesindedir. Büyük Çözüme, hâkim sınıf partileri içindeki çelişmelere bel bağlayarak ulaşmayacağız. O zaman hâkim sınıflar içindeki çelişmelerde bize dayatılan rolü üstleniriz.

Tersi olacak: Halk hareketi, sistem içindeki bölünmeleri derinleştirecek. Zaten bu bölünmeler, halk hareketinin dayatmasıyla oldu.

Halk hareketi dağılan sistemin içindeki Cumhuriyet güçlerini elbette doğru mevzilere kazanacaktır.

YATAĞAN'DA KININDAN ÇIKAN UMUT

Bu tabloda Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay'ın Türkiye Maden-İş Genel Başkanı Nurettin Akçul ve TES-İş Genel Sekreteri Mustafa Şahin ile birlikte Yatağan işçilerini ziyaret etmesi, yalnız işçiler için değil, Türkiye için bir umut tablosudur. Atalay'ın Direniş Çadırı önünde yaptığı konuşma, işçilerin mücadele kararlılığını güçlendirdi. Maden-İş Şube Başkanı Süleyman Girgin ve TES-İş Şube Başkanı Fatih Erçelik önderliğindeki işçi hareketi kenetlendi.

Bu mücadele sendika başkanlarımızın da vurguladığı üzere, "Ekonomik istiklâl, Cumhuriyet ve Vatan" içindir. İşçi hareketi, Türkiye'ye özelleştirmeyi dayatan küresel efendilerle karşı karşıyadır ve Milletin Türkiyesini kuracak mücadelenin şu anda ön cephesidir.

SINIRDAKİ UMUT


Komşumuz Suriye sınırındaki kentlerimiz de yeni bir mücadele dalgasının arifesindeler. Suriye savaşına karşı protestolar artık geniş halk yığınlarını kapsıyor. Gaziantep halkı, ABD'nin Suriye saldırısının sürükleyip Türkiye kentlerine yığdığı sığınmacıların yarattığı sorunlara artık isyan etmektedir.

Halk, yakıcı çözümler beklemektedir. Düşman, bu eylemleri halklar ve mezhepler arası çatışmalara yöneltmek için pusudadır. Sınır kentlerimizde halka önderlik, mücadelesinin Türkiye'de birlik ve bölge halklarıyla dayanışma yönünde gelişmesini sağlayacaktır. Görev Öncünündür.

SİSTEMİN DEPREM KUŞAĞININ ÜZERİNDEKİ SALTANAT

Tayyip Erdoğan'ın Çankaya'ya tırmanması kimseyi karamsarlığa sürüklemesin. Oturduğu tahtın zemini sallanmaktadır. Sistemin deprem kuşağının üzerine kurulan saltanat, halkın mücadelesiyle yıkılacaktır.

Hedef, Millî Hükümettir.

Cephe, Türkiye cephesidir.

Öncü Parti, İşçi Partisi'dir ve görevinin başındadır.

Doğu Perinçek
Aydınlık/ROTA


Yorumlar

MSS :

elbette perinçek'in bu sözleri istenen hareketi yüreklendirmek, umutların kaybolmaması için. ancak şu var ki; olacak değişim doğasında var ümitleri kendiliğinden olmaz. ancak ve ancak bir ve daha çok önderin kendilerini öne sürüp mücadeleyi başlatmasıyla gerçekleşir. toplumların hareketinde rastlantılar beklenirse yüzlerce yıl süren karanlık çağlar olabilir. olaylara müdahele zorunludur. özellikle gençlerin enerjisi ve yılmazlığıyla kendilerini öne sürmeleri zorunlu.

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar